28 Şubat 2010 Pazar

talak (BOŞANMA)


Günümüzde Müslümanlar arasında boşanma konusunda da KUR’AN’a aykırı bir çok uygulama var .
Bu nedenle o hususlara dikkat çekmek ve bize bu konuda çokca yöneltilen sorular doğrultusunda faydalı olacağına inandığımız bu makalemizi sizinle paylaşmak istiyoruz

TALAK/BOŞANMA, Arapça’da sözlük anlamı olarak, BAĞI ÇÖZME anlamına gelir.
Terim olarak ise, KADINLA ERKEK ARASINDAKİ EVLENME AKDİ İLE KURULAN NİKAH BAĞININ ÇÖZÜLMESİ demekir

Pratik hayata baktığımızda görüyoruz ki, boşanmadaki uygulamalar kadının aleyhine.
İpin ucu erkeğin elinde, hanımına BOŞ OL dedi mi, mesele bitiyor, hemen yuva yıkılıyor.
Böyle bir hakkın elinde olduğunu bilen erkek sürekli eşini sömürüyor yada ona zulmediyor.
Buradan yola çıkarak İSLAMDAKİ BOŞANMA mevzusuna kısaca değineceğiz daha sonraki makalelerimizde farklı başlıklar altında tekrar paylaşımlar yapacağız

evet konuyu boşanmada kadın ve erkeğin durumu ve konunun toplumdaki yanlış uygulanması açılarından kısaca ele alacağız. Halk arasındaki kabule ve fıkıh ve ilm-i hal kitaplarındaki yer alan anlatımlara göre, boşama yetkisi erkeğe verilmiştir.

Erkek bu yetkisini dilediği zaman ve dilediği şartlarda kullanabilir.
Yani ne zaman isterse karısını boşayabilir. İpin ucu elindedir. Bu yetki Demokles’in kılıcı gibi kadının başının üstündedir. BOŞ OL BOŞOLSUN ŞART OLSUN’ dedi mi, bitti gitti, yuva yıkıldı, çoluk çocuk perişan oldu, gitti. Elinde böyle bir yetkisi olan erkek eşini sürekli sömürür ona zulüm yapar. Toplumda asırlardan beri yapılıp durduğu gibi.

Evlilik/nikah, kadın ve erkek her iki tarafın hür İradeleriyle, rızalarıyla ve şahitler huzurunda açık beyanlarıyla (AKİT) oluşmasına rağmen, nasıl oluyor da, bu evliliği yürütüp yürütmeme yetkisi, tek taraflı erkeğe bırakılabiliyor.

Ve ortak bir irade ve kararla oluşturulan evlilik kurumunu tek taraflı olarak erkek sona erdirebiliyor?
Tüm insani işlere beşeri münasebetlerdeki sözleşme ve sözleşmenin sona erdirilmesi kurallarına da ters olan bu uygulama, erkeğin tarafını tutmak ve kadın tarafına zulüm değil mi ?

Elbette öyle. Ayrıca bu durum, hiç tartışılmayacak kadar din, vicdan ve akıl ölçülerine aykırıdır.
Ama bakın bunun gerekçesi ne imiş ?

Efendim, kadın, erkeğe göre daha duygusal, kapılgan, alıngan, zayıf olduğundan, ayrıca evlilik kurumunun oluşmasında mehir-başlık parası gibi herhangi bir maddi harcama yapmadığından, kadına boşama yetkisi verilirse bu yetkiyi, düşüncesizce, çarçabuk ve çok kullanırmış ve bu evlilik için sürekli bir tehdit unsuru olurmuş. İşte bu nedenle kadına BOŞAMA YETKİSİ verilmemiş.

Gördüğünüz gibi, kadına boşama yetkisi vermeyen, İSLAM DİNİ DEĞİL, yukarıdaki arz ettiğimiz mantığın sahipleri. Bu görüşü yerleştirmiş olmalarına rağmen,

( Kadın nikah anında nikah senedine kendisinin de boşama yetkisinin olacağını/tefviz) yazdırırsa kadının da boşama yetkisi olabilir. Ayrıca kocasıyla geçinemeyeceğine karar verirse (hul) aldığı mehiri geri vermek sûretiyle, gerekirse üste kocasının memnun olacağı miktarda para, mal vermek sûretiyle (bir nevi haraç)’de kocasını boşayabilir ) tarzında yine erkeği taraf tutan fetvalar üretmişlerdir.

Yapılan ve yapılabilecek eleştirileri bu hükümlerle bertaraf etmeye çalışmışlardır. Ama nikah anında bu pazarlığı yapamayanlar ve kocasına haraç verecek imkana sahip olmayanlar, isteseler de istemeseler de boşanamayacaklar ve zuülme razı olacaklardır …

Şimdi gelelim İslâm dininin aslındaki, yani KUR’AN’daki TALAK/BOŞANMA konusuna.

Biliyorsunuz KUR’AN’I KERİM’de TALAK/BOŞANMA süresi adıyla bir sûre vardır.
Altmış beşinci sûre. Şimdi o sûrenin giriş âyetlerine bir bakalım .

TALAK SURESİ 1,2. AYETLERİ ;

( EY PEYGAMBER! Kadınları boşadığınız zaman iddetlerine doğru boşayın ve İDDETİNİ İYİ SAYIN. Rabbiniz olan ALLAH’tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Apaçık ve belgeli bir yüzsüzlük yapmaları durumu müstesna. İşte bunlar ALLAH’ın sınırlarıdır. ALLAH’ın sınırlarını çiğneyen kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, belki ALLAH bundan sonra yeni bir iş/oluş ortaya çıkarır )

DİKKAT ETTİNİZMİ ? HİTAP KİME ? NİDA ÜNLEM KİME YAPILIYOR ?

(PEYGAMBERE) Yani DEVLET BAŞKANINA. Diğer bir ifadeyle, KAMU OTORİTESİNİN BAŞINA.

ŞİMDİ BİRDE NİSA SURESİ AYET 35′E BAKALIM ;

( Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız, BİR HAKEM ERKEK BİR HAKEMDE KADIN tarafından gönderin. Bunlar, barıştırmak isterlerse ALLAH, kadınla erkeğin aralarını düzeltmede onları başarılı kılacaktır. ALLAH Alîm’dir, her şeyi bilir, Habîr’dir, her şeyden haberdardır )

PEKİ BU AYET’İ CELİLENİN MUHATTABLARI KİMLER ?

Buradaki muhataplar, kendilerine seslenilenler ise, İNSANLAR.
Sûrenin İlk âyetini hatırlayın: Ey insanlar ! Rabbinizden sakının. O Rabbiniz ki ..”

Bu âyette de hitap insanlığa. YANİ KAMU OTORİTESİNE. Herhangi bir bireye değil.

Evet bu âyetlerde gördüğünüz gibi, BOŞAMA YETKİSİ KAMU OTORİTESİNE AİTTİR.

KADIN VE ERKEĞİN BOŞAMA YETKİLERİ YOKTUR. (Onların boşanma hakları vardır)
Boşanacak eş kamu otoritesine baş vurur, gerekçelerini bildirir. Onların tetkiki ve karar ise kamu otoritesine aittir.

ŞİMDİ GELELİM BOŞANMA KONUSUNDAKİ İKİNCİ TOPLUMSAL YANLIŞA ;

Yani üç talak meselesine ve bu üç talakın birden kullanılmasına. Önce bu konuyu düzenleyen âyetlere bir bakalım.

Bakara sûresi, âyet 229, 230 :

( BOŞANMA İKİ KEZDİR. Bunun ardından ya iyilikle tutmak ya da güzelce serbest bırakmak gerekir. ONLARA VERDİĞİNİZDEN BİR ŞEYİ GERİ ALMANIZ SİZE HELAL OLMAZ. Erkekle kadının ALLAH’ın sınırlarını korumada endişe etmeleri hali başka. Erkek ve kadının ALLAH’ın sınırlarında duramayacaklarında endişe ederseniz, o zaman KADININ VERDİĞİ FİDYEDE İKİSİNEDE BİR GÜNAH YOKTUR. İşte bunlar ALLAH’ın sınırlarıdır. Bunları aşmayın.ALLAH’ın sınırlarını aşanlar, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.Bütün bunların ardından ERKEK KADINI BOŞARSA artık bundan sonra BAŞKA BİR EŞLE NİKAHLANINCAYA KADAR ilk erkeğe helal olmaz. İKİNCİ ERKEK KADINI BOŞADIĞINDA, boşanan kadınla ilk erkek ALLAH’ın sınırlarını koruyabileceklerini düşünürlerse, birbirlerine dönmelerinde sakınca yoktur. İşte bunlar ALLAH’ın sınırlarıdır ki, ALLAH bunları bilgi sahibi bir topluluğa açıklar )

BİRİNCİ AYET’E DİKKAT ETTİYSENİZ BOŞANMA 3 DEĞİL 2 KEREDİR.

BU NE DEMEKTİR ? Açıklayalım. EVLİ EŞLER BOŞANIRLAR. Olabilir.
Bunlar düşünür taşınır, ölçer biçerler yeniden nikahlanırlar. Ama yürütemezler ve yine boşanırlar. Böylece bu çift iki kere evlenmiş ve iki kez boşanmış olurlar. Bunun böyle yapılmasına hiçbir engel yok.

Bu ALLAH’ın koyduğu bir kural ve sınır. PEKİ ÜÇÜNCÜ KEZ EVLENEMEZLERMİ ?

Onun cevabı 230. âyette, yani yukarıdaki sunduğumuz ikinci âyette.

Âyette gördüğünüz gibi ikinci kez boşanmış eşler üçüncü kez normal şartlarda hemen evlenemezler.

Ancak zaman içerisinde, eşlerden bayan olanı bir başkasıyla daha evlenir daha sonra yeni kocasından da boşanmak sûretiyle dul kalacak olursa, eski kocası da evliliğe müsait olursa bunlar üçüncü kez evlenebilirler.

YOKSA İLK İKİ KEZ EVLENDİKLERİ GİBİ EVLENEMEZLER

Burada şu konuya iyice dikkat edilmelidir.

Bayanın bu evliliği muvâzaalı olmayacak.
Hayatın normal akışı içerisinde yaşanmış bir evlilik ve boşanma olacak.

Yoksa halk arasında HÜLLE tabir edilen tarz maskaralık cinsinden olmayacak. Halk arasında uygulanan maskaralık insanların kendilerini aldatmasından başka bir şey değildir.

Bir de bu konudaki toplumun yanlışı, bu üç boşanma hakkının bir kerede kullanılır anlayışıdır.
Yani BEN EŞİMİ ÜÇ TALAKLA BOŞADIM ya da EŞİM ÜÇ TALAKLA BOŞ OLSUN demiş birisinin artık eşiyle evlenemeyecek bir duruma düşmüş olması kabulüdür. Ki ALLAH’ın verdiği haklar eşlere kullandırtılmıyor.

Böylece ALLAH’ın çizdiği sınırlara rağmen taraflar mağdur oluyorlar. İlm-i Hal ve fıkıh kitaplarında bununla ilgili gerekli teferruat mevcuttur. Ama bu anlayış, KUR’AN’a zıt bir anlayıştır.

BU ÜÇ TALAK ile boşama anlayışı aşağıdaki rivayetler ile günümüze kadar gelmiştir bu ve benzeri bir çok rivayet olmasına rağmen biz sadece bir tanesini sizlerle paylaşıyoruz yukarıdada değindiğimiz gibi kişinin eşini üç kez boş ol demeyle boşayamayacağını bunu kamu otoritesine arz etmesi gerektiğini yine KUR’AN ayetleriyle açıklamıştık ve yine eşlerin bir kez değil iki kez evlenebileceklerini üçüncüde ise başka bir eşle hülle yani yalan evlilik değil GERÇEK BİR EVLİLİK YAPMADAN eski eşe dönemeyeceğini yine kur’an ayetleriyle açıklamıştık

(5688)- Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor:
Bir adam hanımını ÜÇ TALAKLA BOŞADI. Kadınla bir başka adam evlendi, ancak bu adam da kadını temasdan önce boşadı. (Kadın tekrar önceki kocasına dönmek istemişti.)
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bu hususta soruldu.
(Hayır! İkincisi kadının balcığından tatmadıkça önceki tadamaz) buyurdular. [

Buharî, Libas 6, Şehadat 3, Talak 4, 7, 37, Edeb 68; Müslim, Nikah 115, (1433); Muvatta, Nikah 18, (2, 531); Ebu Davud, Talak 49, (2309); Tirmizî, Nikah 26, (1118); Nesâî, Talak 9, 10, (6, 146, 147).>

Bu anlayış Peygamber Efendimiz ve Hz. Ebu Bekr dönemlerinde de yoktu.
Bu içtihat, insanları tedbirli olmaları için, evliliklerine özen göstermeleri gerekçesiyle Hz. Ömer tarafından ortaya atılmış o zamandan bu güne kadar da devam edip gelmiştir.

yukarıda kimlerin kim tarafından ne şekilde boşanabileceğine dair açıkla yapmıştık

Üç boşama hakkının BOŞ OL,BOŞ OL,BOŞ OL tek bir uygulamada kullanılacağı KUR’AN’a ters olduğu gibi akıl ve mantığa da ters bir durumdur.

Şöyle ki; eline bir ip alıp bir düğüm yapan insan, o düğümü çözse ve BEN BU DÜĞÜMÜ ÜÇ KERE ÇÖZDÜM dese, o düğüm üç kere çözülmüş olmaz. O düğüm bir kere çözülmüştür. Üç kere çözdüm diyen yalan söylemiş olur. O düğümün üç kere çözülmesi için iki kez daha düğümlenmiş olmalıdır.

Aynen bunun gibi ikinci ve üçüncü boşanmaların olabilmesi de ikinci ve üçüncü nikahların yapılmasına bağlıdır. YAPILMAMIŞ BİR EVLİLİĞİN BOŞANMASIDA OLMAZ.

Bu çalışmamızın ana konusu DİN ADINA TOPLUMDAKİ YANLIŞLAR olduğundan biz burada boşanma konusunun dine aykırı noktalarına temas ettik.

Nikah ve boşanmanın kategorileri, kısımları, bunun gerekçeleri, boşanmada kullanılan açık-kapalı cümleleri, iddeti, nafakayı ve. teferruatlarını vermeyi düşünmedik. ilgilenenler için daha sonra bu konudada makalelerimizi sizlerle paylaşaçağız

Herşeyin en doğrusunu yüce ALLAH (cc) bilir …

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder